Dünyanın en ilginç 10 bina tasarımı

Sanat ve tasarım insanoğlunun ortaya koyduğu en büyük değerlerden biri. Öyle fikirler var ki özgünlüğü, hikayesi ve konuyu işleyiş biçimi ile ilham veren tasarımlar karşısında şaşırmamak elde değil. İşte dünyadan sizler için seçtiğimiz birbirinden ilginç hikayeleri ve tasarımlarıyla 10 sıra dışı mimari yapı…

Dancing House/Dans Eden Ev – Prag, Çek Cumhuriyeti

Dancing House/Dans Eden Ev Prag

Praglıların ölümsüz dans ikilisinden ilham alarak Fred ve Ginger olarak adlandırdığı Dancing House, Prag’ın yoğun tarihi atmosferine biraz ters düşse de aslında yakın geçmişini sembolize ediyor. İlginç binanın tarihi II. Dünya Savaşı’na uzanıyor. 1989’a kadar süren komünist dönemi sona erdiren Kadife Devrim ve sonrasında devlet başkanı olan devrimin baş aktörlerinden muhalif yazar Václav Havel, II. Dünya Savaşı’nda kısmen yıkılan bu yere demokrasinin gelişini sembolize eden ve insanlara umut verecek bir yapı inşa edilmesini istiyor. Havel, Yugoslav Mimar Vlado Milunić’e bu işi verse de arsa sahibi Hollandalı şirket de sürece dahil oluyor. En sonunda bir yarışma düzenleniyor ve Kanadalı postmodernist mimar Frank Gehry, Milunić ile çalışmak üzere davet ediliyor. Bu muhteşem ikiliden de Dancing House doğuyor. Dekonstrüktivizm stiline sahip bu sıra dışı bina 99 değişik biçimli bitişik cephe paneline sahip betonarme bir yapı. Bina cephesi ise dans eden bir çift gibi görünen iki kuleden oluşuyor. Binanın tepesinde Medusa isimli bir kubbe bulunuyor. Dokuz katlı binanın odaları da asimetrik. Binanın üst katındaki restoran ve bar dışında geri kalan bölümler ofis olarak kullanılıyor.

A Casa Milà – Barcelona, İspanya

A Casa Mila Barcelona

İspanya’nın görmeye değer yapılarından biri olan La Casa Milà, 1906 ve 1912 yılları arasında inşa edilmiş. Modernist Mimar Antoni Gaudi tarafından tasarlanmış son özel rezidans olma özelliğine sahip bu ilginç bina, günün estetik yaklaşımlarına uymayan cephe görünümü nedeniyle aynı zamanda La Pedrera yani taşocağı olarak da anılıyor. Doğadan ilham alan Gaudi, La Pedrera’da da aynı esinlenmeyi sürdürmüş. Ağaçlar, salyangozlar, bal peteği gibi doğada tasarıma dair ne varsa kullanan Gaudi, burada da tek bir düz çizgi ile mekan oluşturmak yerine, yükseklikleri yer yer değişen sütun ve kemerler üzerine örülen taşıyıcı duvarlarla sıra dışı bir mimari eser ortaya çıkarmış. Binanın deniz dalgaları tarafından aşınmış taş yüzeylerini anımsatan dış cephesi zamanında pek beğenilmemiş. Binadaki her balkon ve niş özel bir tarzda planlanmış. Balkon ferforjeleri Josep Maria Jujol adlı bir başka Katalan mimar tarafından doğaçlama bir anlayışla yapılmış. Dışardan bakıldığında mağarayı andırsa da organik mimari yaklaşım ile içindeki tüm mekanlar mükemmel ışık alıyor. Binanın çatısı da binanın en ilginç parçalarından biri. Birer heykel formunda tasarlanmış bacalar, iniş çıkışlı keşif yollarıyla keyifli bir alan aynı zamanda. Unutmadan belirtelim, mimari açıdan eşsiz olarak değerlendirilen La Casa Milà, sanatsal ve miras değeri nedeniyle 1984 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Avrupa’da yolunuz Barcelona’ya düşerse bu ilginç binayı da ziyaret etmeyi sakın ihmal etmeyin!

Krzywy Domek/ Crooked House – Sopot, Polonya

Crooked House, Sopot Polonya

Konu ilginç binalar olunca Tim Burton’ın çarpık tarzına esin verdiğinden şüphelendiğimiz ev Krzywy Domek – Crooked House’dan bahsetmeden olmaz. Polonya’nın Sopot şehrindeki bu yapı adeta sihirli aynanın içine hapsolmuş gibi. Eğri büğrü yapısıyla insanı bir andan kendi masalının içine çeken bu bina, tam da duygularımıza tercüman olur cinsten peri masalları, 1902-1973 yılları arasında yaşamış masal illüstratörü Jan Marcin Szancer ve Sopot’da yaşayan İsveçli artist Per Dahlberg’in çizimlerinden ilham alınarak oluşturulmuş. Binayı yapan şirket ise benzer pek çok ilginç yapıda imzası bulunan Szotynscy & Zaleski adında bir mimarlık şirketi. 2004 yılında açılan ödüllü bina Crooked House 4000m2 alan üzerinde bulunuyor. Ejderha izlenimi vermek için mavi-yeşil emaye ile kaplı çatı, kavisli duvar ve pencereler binanın en dikkat çekici özellikleri. Binanın içi de dışı kadar eğlenceli denebilir, zira mağazalar, restoranlar, barlar, kulüpler ve kafeler tüm ziyaretçilere açık.

Yahudi Müzesi – Berlin, Almanya

Yahudi Müzesi, Berlin

Dünyanın en ilginç yapılarından biri olmaktan çok, insanlık tarihinin en hüzünlü hikayelerinden birine yakından bakmak isterseniz Yahudi Müzesi’ne mutlaka gidin. Yahudi müzesi kurulması amacıyla 1989’da bir yarışma düzenlenir ve Daniel Libeskind’in “Between The Lines” tasarımı birinci seçilerek müzenin temelleri atılır. Elbette müze Yahudi Soykırımı’nı anlatıyor. Daha doğrusu duygularla tasarlanan mimari ile yaşatıyor. Kimilerine Hz. Davut’un kırık yıldızını simgeleyen, kimilerine göre ise bir yıldırıma benzeyen genel şekli ile Yahudi müzesi, tüm ziyaretçilerine aynı güvensizlik duygusunu, yönelim bozukluğunu, hüznü ve her şeye rağmen umudu hissettiriyor. Titanyum-çinko karışımı soğuk cephesi, zikzak yollar ve yer altı eksenleri ile kayıp ve çaresizliği mimari dilde anlatan müzeye yer altı koridorundan geçerek giriliyor. Üç farklı rotayla devam eden bu giriş, ziyaretçilerin saklanma kaygısını ve yol kaybetme duygularını ön plana çıkarıyor. İç kısmı tamamen beton olan binada aydınlatma da duygusal yönlendirmelere yardımcı oluyor. Binanın en güçlü bölümünü ise girişe uzanan boşluk oluşturuyor. Tepeden gelen soğuk ve ince aydınlatma, beton duvarlarla ve zemindeki 10bin yüz şeklindeki plakalarla yaşanan büyük dramın içine çekiyor. Yahudi Müzesi bina tasarımıyla duyguların nasıl şekillendirilebileceğinin zeki bir göstergesi aynı zamanda…

Waldspirale – Darmstadt, Almanya

Waldspirale binası Damstadt Almanya

Dünyanın en ilginç yapılarından biri olarak kabul edilen Waldspirale de yine Avrupa’da yer alıyor. Almanya’nın Darmstadt kentindeki bu bina aslında bir konut kompleksi. Viyanalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser tarafından tasarlanan proje ve 90’lı yıllarda yapılmış. Türkçede Orman Sarmalı anlamına gelen tasarım, gerek U şeklindeki planı gerekse çim, çalı ve ağaçlarla kaplı çatısıyla adının özelliklerini mimari görüntüsüne de taşıyor. Dünyanın en ilginç yapılarından olan Waldspirale’nin bir diğer ilginç yanı ise öyküsünün bir peçete üzerinde başlaması. Mimar Hundertwasser, müşterisi ile bir iş yemeğindeyken aklındaki tasarımı peçeteye çiziyor. İşin güzel yanı ise gerçek projenin ilk çizimden çok farklı olmaması. Ama ne yazık ki mimar eserinin tamamlanmasına birkaç ay kala hayatını kaybediyor ve büyük inançla sürdürdüğü projesinin son halini göremiyor. Waldspirale’de 150 bina yer alıyor. Çatısındaki ağaçlardan öte yapının en tuhaf yanı cephesinde eğri çizgiler ve hiçbir düzene oturmayan bir kat ve pencere görüntüsü. Binadaki 1000’den fazla pencerenin hepsi birbirinden farklı. Aynı durum kapı ve pencere kolları için de geçerli. Doğal peyzaj yaklaşımı bina tasarımda da yer buluyor. Örneğin tabandaki tortul kaya katmanları cephedeki seramik fayansları ve renkli sıvaları yansıtıyor. 12 katlı yapının çatısı kayın, akçaağaç ve misket limonu bahçelerinden oluşuyor. Binanın spiral rampalı çatı yapısı tüm katlardan çatıya merdivensiz ve asansörsüz ulaşım sağlıyor.

Cube House/Kübik Evler – Rotterdam, Hollanda

Kübik Evler/Cube House Rotterdam

Hollanda’nın en cool şehri Rotterdam’ın simgelerinden biri, orijinal ismi Kubuswoningen olan Kübik Evler, aynı zamanda dünyanın da en ilginç mimari yapıları arasında bulunuyor. İkinci Dünya Savaşı’nda büyük yıkıma uğrayarak yeniden yapılan şehirde, bu kez daha modern ve yaşama pratiklik sağlayan mimari bir yaklaşım benimsenmiş. Kübik evler de bu anlayışın bir parçası olarak, Mimar Piet Blom tarafından tasarlanmış. “Zeminde yeterli elverişli alan sağlayan, aynı zamanda içerdeki alanı en iyi şekilde kullanmayı amaçlayan yüksek yoğunluklu konut” yaklaşımını içeren “Living as an urban roof” konseptiyle geliştirilen evler, başlangıçta 55 adet olarak planlanmış ancak 38’i küçük, 2’si süper küp olmak üzere toplam 40 adet inşa edilmiş. 45 derece eğik açıyla duran Küp Evler, altıgen biçimli sütunlar üzerinde yükseliyor. Konutlarda yaşam alanı da üç seviyede tasarlanmış. Üçgen şekilli alt katta salon yer alırken, yatak odası ve banyo orta katta, en üst katta ise muhteşem bir şehir manzarası sunan geniş bir oda yer alıyor. Sütun kısmı ardiye, merdiven ya da dükkan olarak kullanılmış. Engelli köprüsü üzerinde yer alan evlerin altından otoyol geçiyor. Şehir içinde bir köy fikriyle tasarlanan evler tek başına bir ağacı, birlikte ise ormanı temsil ediyor. Tasarımın ana fikri ise gerek genel alanda gerekse konut içinde, alan kullanımını en iyi şekilde hayata geçirmek ve bu konuda ilham vermek…

Wonderworks Güzel Sanatlar Müzesi – Orlando, ABD

Wonderworks Güzel Sanatlar Müzesi Orlando

İşte bunlar hep sanatçıların dünyaya farklı açıdan bakma kafasından çıkıyor! ABD’nin Florida eyaletinde Orlando şehrinde yer alan Wonderworks Güzel Sanatlar Müzesi, başka bir açıdan bakma fikrini takla attırılmış hali. Sanki meşhur Amerikan kasırgalarının birinde temelden sökülüp tersine dönmüş gibi duran bu çok ilginç mimari yapının içi de dışı gibi tepetakla. Yerde olması gereken her şey tavanda duruyor, yani bir bakıma tavanda dolaşıyorsunuz. Mimar Michael Ussery tarafından tasarlanan binada eski sihirbazlık malzemeleri sergileniyor ama esasen Wonderworks çoluk çocuk ailece muhteşem zaman geçirebileceğiniz, farklı ve ilginç deneyimler yaşayabileceğiniz bir eğlence merkezi. 35bin metrekare alan üzerine kurulmuş olan kompleks, öğrenme ve eğlenceyi birleştiren, akla meydan okuyan ve hayal gücünü körükleyen 100’den fazla etkinlik sunuyor. Eğlence şu hikaye ile başlıyor: Bermuda Şeytan Üçgeni’nde bulunan çok gizli bir laboratuar güçlü bir kasırgayla Orlando’ya sürükleniyor ve tepetakla bir şekilde burada kalıyor. Neyse ki içindeki her şey bozulmadan kaldı ve şimdi onları keşfetme zamanı!

Basket Building/Sepet Bina – Ohio, ABD

Sepet Bina Ohio ABD

El yapımı akçaağaç sepet üreticilerinden biri olan Longaberger firmasının kurucusu Dave Longaberger, “Madem sepet üretiyoruz, o zaman binamız da öyle olmalı” demiş. İlk başta söylenen bu söze gülen çalışanlar şimdi gerçek bir sepetin içinde çalışıyor. 7 katlı olarak tasarlanan bina, modern mimarinin en ilginç örneklerinden biri olarak gösterilirken, sepet sepet de ödül kazanmış.

Piano House – Huainan, Çin

Piano house Huainan Çin

Dünya üzerindeki en ilginç, zarif ve hatta romantik mimari tasarımlardan biri de Çin’in Huanian şehrinde yer alan Piyano Ev. Bir keman ve bir piyanonun 50 kat büyütülerek mimari bir yapı haline getirilmesinde emeği geçen kurum ise Hefei Teknoloji Üniversitesi. Müzik öğrencilerinin çalışması hem de müzikseverlere hizmet etmesi amacıyla tasarlanan bu sıra dışı modern yapı aynı zamanda şehir planlama sergisine de ev sahipliği yaparak bölgesel gelişime katkı sunuyor. Sergide şehir planı örnekleri ve kalkınma planları gibi bölgenin geliştirilmesine yönelik çalışılmış pek çok proje bulunuyor. Keman ve piyano gibi zarif ve güçlü iki enstrümandan ilham alınarak geliştirilmiş binanın içi de tasarımıyla sıra dışı bir deneyim sunuyor. Binanın girişi keman bölümünden yapılıyor. Kemanın içinde yer alan merdivenler ziyaretçileri ana bölgeye, yani piyanonun içine götürüyor.

Torre Galatea – Figueras, İspanya

Torre Galatea Dali’nin evi – Figueras, İspanya

Bir ev düşünün yumurtalarla, ekmeklerle süslenmiş… Hayır Hansel ve Gretel’den bahsetmiyoruz, çılgın ressam Dali’nin evinden bahsediyoruz. Bu sıra dışı yapıyı görür görmez insan yumurta mı onlar diye düşünüp, yok canım o kadar da değil diyor ilk etapta. Ve fakat evet, onlar yumurta. Torre Gorgot olarak da bilinen Torre Galatea, bugün müze olarak hizmet veren ayrıca sürrealist ressam Salvador Dali’nin gömülü olduğu ilginç mi ilginç bir ev. Torre Galatea ilk başta şehri çevreleyen sur duvarının bir parçası olarak yapılmış, sonrasında ise belediye suyu için bir rezervuara dönüştürülmüş. Yapının kulesi 19. yüzyılda kaledeki suyu toplayıp, şehre dağıtıyormuş. Yapının bugün bizim bildiğimiz hale gelmesi 1931 yılına denk geliyor. Bina Fransız bir mimar tarafından restore edilmiş ve duvarları inceltilmiş ve 1983 yılında Belediye Meclisi’nin girişimleriyle kule, hemen yanındaki Dali Müzesi’ne dahil edilmiş. Jeodezik kubbeli bu yapı Figueres’in en önemli yapılarından biri iken, Dali bununla yetinmemiş ve üstüne ekmek parçaları eklediği duvarları dikkat çekici bir renge boyamış. O da yetmemiş kulenin üstüne doğurganlığı simgeleyen dev yumurtalar yerleştirmiş. Ayrıca kuleye de karısından esinlenerek Torre Galatea adını vermiş. Sonuç olarak da ortaya Salvador Dali’nin elinin değdiği, şehrin ve dünyanın en önemli, en ilginç mimari yapılarından biri çıkmış!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir